Genç Şair, Geleceğin Yeni Sesi Cemre Kılıç İle Röportajımız

Öncelikle kendinden bahseder misin? Kimdir Cemre Kılıç, ne iş yapar, kendini nasıl anlatır?

Merhaba, ben Cemre Kılıç;

Her hücrem mısralaşmış, öyle ki içi uyak tutmuş biriyim. Dizelerce ömrümü bölmüşüm, mısra mısra işlemişim; yaşadığım, tecrübe edindiğim, yaşamak istediğim, dahil olduğum, hayal kurduğum her bir anı…

24 yaşındayım. Aslında Sinema ve Televizyon bölümü okudum ama çocukluğumdan bu yana gelen dizelerimin artık kendi elimden taştığını farketmemle edebiyata bir adım attım.

Bize ilk şiir denemen olan Umuda Kıyı Yüreğim’den bahseder misin?

Umuda Kıyı Yüreğim benim ilk göz ağrım. İlk sesimin benden başkasına ulaştığını duyduğum, cemre misali yer edindiğine şahit olduğum deneyimim. İçerisinde “Aşk” , “Sevda” , “Umut” başlıkları altında, kimi zaman vuslata değindim, kimi zaman kavuşamamaya.. Bir kapının çalışında beklemeyi de betimledim, kapının bir insanın suratına nasıl kapandığına da.. Sevebilmek yüce birşey benim için.

Sevebilmeye değindim, yüreğimce..

İlk kitabın hayatında ne gibi değişmelere sebep oldu. Sana ne kattı bu kitap?

Gerçek olan yazıların, yürekten dökülen samimi hislerin her zaman doğru insanlara ulaştığına ve yolunu, şansını doğurduğuna inanmışımdır hep. Bir çok yol sundu bana kitabım. Bir çok yürek tanıdım. Serzenişler duydum, sevginin hala var olduğuna hala değer kavramının olduğuna inancım azalırken o tanıdığım yürerlerce iyice inandım kalmış olduğuna, nadir de olsa. Gazetelerden, radyo programlarından, seslendirmelerden tutun, gizliden gizliye bana şiirlerini atıp yorumlarını isteyenlere kadar yayıldı kıyılarım. Denizsiz yerlerde kıyı gördüm, kendimi buldum. Böyle bir çok şeye vesile oldu, kocalaştırdı yüreğimi, benliğimi.

Şiir ile ilk kez ne zaman tanıştın. Ne zaman yazmaya başladığını hatırlıyor musun?

Kitabımda ki şiirlere bir zaman biçemiyorum yani şöyle özetlersem; elim kalemi tutmaya yeltendiğinden bu yana her duygumu, her hissettiğim her bir duyguyu kalemimle ifade etmeye, anlatmaya, betimlemeye çalıştım. 8-9 yaşlarında okul zamanlarında teneffüs ziliyle başlayan şiirlerle geldim, o zaman bile yüreğimden koparmış da anlamlar yüklemiştim o zile. Bir zaman biçemiyorum bu yüzden, elim takattan düşene kadar da sürecektir kalemimle yazdıklarım, çizdiklerim.

“Edebiyat” senin için ne anlama geliyor?

Edebiyat çok geniş bir çerçeve aslında, bakmasını bilene. Renk cümbüşünün içinde ki ahenk misali benim için. Karanlık bir dünyanın tek ışık yanı, kalp gözü dedikleri yanı benim için. Eli kalem tutan, yapıtlar yaratan, geleceği yöneltecek yapıtlar yaratan, örnek olmayı amaç edinilen bilgilerle örülü, her bir detayıyla hepsi bir çatı altında, hepsi evin bir odası gibi. İçiçe ama bir o kadar da ayrı çizgilerle oluşan anlamlar barındıran bir ev. Yapıtaşı duyguların.

Peki ya yazmak?

Yaşadığımız hiçbir anın tesadüf olduğunu düşünmüyorum ben. Bu yüzdendir hayat bir yolculuk misalidir bana göre. Yazmak da yolculuğun can kenarı. Canından yansıttıkların, dışa vurabildiğin, sustuğun kimi zaman da çığlık çığlığa savurduğun, küstüğün, bir anda sarıldığında da aynı zamanda.

Kitaptan önce, yazın serüvenine dair çalışmaların oldu mu?

Şöyle ki, okumaya başlamıştım kendi şiirlerimi önce. Seslendirip can vermeye. Sonrasında da; bir gazetenin şiir köşesinde yazmaya başladım. Böyle böyle başladım ilk cemreleri yaymaya içimdekileri, sonrası denizlere açılmak oldu kitabımla.

Bundan sonraki kitapların aynı tarzda mı devam edecek, yoksa başka tür projeler gerçekleştirmeyi düşünüyor musun?

Şiire sevdalanmak başka. Şiirden vazgeçmez durmaz eminim yüreğimin dili ama hikayelerim, denemelerim üzerine de durduğum düz yazıya yönelimimde mevcut aslında. Bu yüzden; Biraz daha açmam gerekirse, kitabımın başında “Aşk mı..” giriş yazısı yer alıyor. Bunun gibi düz yazı denemelerininde olduğu, şiirlerimin arasına serpiştirdiğim yazılarla sunacağım ikinci kitabımı.

Kendini tam anlamıyla bir yazar, bir edebiyatçı olarak görüyor musun?

Öncelikle “Şair” olarak görüyor musun demediğin için memnun oldum. Şiir yazan şair olmuyor. O nice değerli insanın aldığı sıfatları öyle kolay alınılabilir bir ünvan olduğunu düşünmüyorum. Bir yazarım ve tam anlamıyla yeni yeni yolun başlarındayım, saptırıcı ve güvenilir olmayan, yazmak için yazmadığım yazılarıma güveniyorum. Bir yazarım ama edebiyatçı olarak biraz daha zamana ihtiyacım var tabi.

Sence bir sanatçı olmadan da sanata hizmet edilebilir mi?

Sanata değer verildiğinde hizmet edilmiş olunur bana göre. Çünkü okuyucusu olmadan bir kitap, izlenimi olmadan bir film, yapıttan sayılmıyor günümüzde. Şöyle de bir eleştiri getirecek olursam, sanatın günümüzde yapanların bile yüksek şekillerde uygulayıp ardında durduğunu düşünmüyorum.

Sizi en çok etkileyen yazarlar ve şairler kimlerdir?

Büyük aşk yaşayan, sevdasını yansıtabilen insanlara hayran kalmışımdır. Öyle ki; Ümit Yaşar Oğuzcan ve Ahmed Arif şair dedin mi akla gelen benim için yegane iki insandır.

Birinde kendimi buluyorum, diğerinin sevdasına yanığım.

Peki bu kitaptan sonra yeni kitap çalışmaları var mı? Okurlarınıza yeni kitap hakkında tüyo verme şansınız var mıdır?

Sizinle de güzel bir aracılık yapıp şiir serüvenime güzel bir tat daha katmaya adım attığımı söyleyebilirim. İkinci kitabım üzerinde duruyorum şu zamanlar, arayı çok açmak istemiyorum.

Son olarak, edebi dünyada geleceği dair başka planlarınız nelerdir?

Yaşımın ortalarında ters bir köşeyle kafa karıştırıp, çıkmaza itecek oyunlarla, sorularla bir romanla da yer alacağım. Edebiyata her anlamda katkı sağlamayı düşünüyorum, demiştim ya elim takattan düşene dek.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir